6 Ağustos 2012 Pazartesi

Marilyn İle Bir Hafta


Malumunuz olduğu üzere Ramazan ayındayız ve hava yaklaşık 40 derece, Ramazan’da evden çıkmama yanlısı olduğum için her gün kös kös evde oturmaktayım. Gerçi bunu bir yandan büyük bir lüks olarak algılıyorum hem oruç tutup hem işe gitmek (hatta dışarıya adım atmak) cidden zor. Bugün eşim iftarını iş arkadaşları ile okulda açacağından iftar yemeğim de tüm günüm gibi sessiz ve sıkıcı geçecekti.  Tüm gün evin içinde bir oraya bir buraya dolandıktan sonra (bir ara epey kitap okudum ama sonra o da yordu) film izlemeye karar verdim. Eşimin “sıkıcı” olarak nitelendirdiği oscarlıklar serimden “Marilyn İle Bir Hafta”yı takdım hazır o yokken izledim.  Film beklediğimden iyi çıktı. Beklediğimden diyorum çünkü kazara “Marilyn ile Bir Gece” diye bir kitap almış ve resmen hayal kırıklığı yaşamıştım neyse ki filmin kitapla alakası yoktu.

Marilyn Monroe’nin hayatından gerçek bir kesit sunan filmde Marilyn Monroe’nun “ The Prince and the Showgirl” isimli sinema filmi için İngiltere’ye gitmesi ve sette getir götür işlerini yapan bir asistanla yakınlaşması anlatılıyor. Ama olay sadece yakınlaşmadan ibaret değil, bu yakınlaşmaya sebep olan içsel fırtınalar, Marilyn Monroe gibi bir dünya starı görüntüsü altında yatan korkak, dengesiz, hastalıklı ve çaresiz kız çocuğu, İngiliz aktristlerinin Monroe’ya bakışı, ve her şeyden ötesi Monroe’nin kendine bakışı kesinlikle ustaca işlenmişti. Okumuş olduğum “Marilyn ile Bir Gece” kitabının aksine Marilyn filmde “seks objesi” olmaktan çok daha fazlası olarak gösterilmiş. “Marilyn ile Bir Gece” kitabında Marilyn’in başkan Kenedy ile tanışması ve ateşli birkaç gecesi anlatılıyordu ki sanırım para kazanılmak için yapılan ucuz edebiyat tam da bu olsa gerek. Şahsen filmi izlemesem kitaba dayanarak kadının tam bir sapık olduğunu söyleyebilirdim.  

Filmin müziklerine de değinmeden geçmeyelim, film başladığı andan itibaren müzikler kendilerini konuşturuyor. O kadar ki hem filmin müzikleri (onlardan biri ) http://www.youtube.com/watch?v=vJIlevZLghY&feature=share hem de film tüm gün içinde bulunduğum sıkıntıyı dağıtıp götürdü. Kendimi  filmi keşke günün çok daha erken bir saati izleseymişim demekten alıkoyamadım. Ayrıca dip not, yıllarca Harry Potter’ın Harmoni’si olarak izlediğimiz Emma Watson da filmde kendine güzel bir rol edinmiş. 6. Hissimden mi bilmem filmin İngiltere’de geçtiğini görünce Emma Watson aklımdan geçmedi değil. Yalnız Harry Potter filmindeki imajından kurtulmak için kısacık kestirdiği saçları postijle gizlenmeye çalışılsa da pek başarılı olunamamış gibi.  

İzlemenizi kesinlikle tavsiye edeceğim bu film hakkındaki yazıma yine filmden bir replikle son vermek istiyorum (ki bence filmin en ama en şahane sahnesiydi, o kadar ki bu sahne için bile izlemeye değer ben aynı sahneyi 4 kez izledim, asistan çocuk film odasına gelir, filmin yönetmeni odada çektiği filmi izlemektedir.  Çocuğun geldiğini gören yönetmen çocuğa döner –fonda müthiş bir müzik ekranda Marilyn vardır-ve büyüleyici bir ses tonuyla şöyle der ):

“sen evladım etkileyici şekilde yılmış gibisin
  eğlencelerimiz artık sona erdi
              Rüya dediğin şey de bizlerden olur işte
              Ve minicik ömrümüzü yine bir uyku noktalar.”
                                                                   
                                                       William Shakespeare   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder